6 lı koalisyon da kimler var ?

Ela

New member
“Bir Masanın Etrafında Toplanan Altı Yol: Bir Forum Hikâyesi”

Geçen gün eski notlarımı karıştırırken, 2023 seçim sürecinde bir araya gelen “6’lı masa” üzerine tuttuğum gözlemler çıktı karşıma. O günlerde bir kahvehanede tanıştığım yaşlı bir adamın söylediği cümle hâlâ aklımdadır: “Bir masa kurulur ama asıl mesele, o masada herkesin kendi hikâyesini bırakıp ortak bir hikâye yazabilmesidir.” Bu cümleyi yeniden okuyunca, kendimi o masanın etrafında hayali bir yolculuğa çıkmış gibi buldum.

Ve şimdi bu hikâyeyi, sanki bir forum başlığında paylaşır gibi aktarıyorum. Belki siz de okurken kendi yorumlarınızı zihninizde ekler, hatta kendi deneyimlerinizi hatırlarsınız.

---

“Altı Sandalye, Tek Harita: Başlangıç”

O gün hayali bir salondayım. Büyük bir masa, etrafında altı farklı sandalye. Her sandalye, Türkiye siyasetinde farklı bir damar gibi.

Masanın etrafında yer alan yapılar:

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)

İYİ Parti

Saadet Partisi

DEVA Partisi

Gelecek Partisi

Demokrat Parti

Bu altı yapı, sadece siyasi partiler değil; aynı zamanda farklı tarihsel deneyimlerin, kırılmaların ve toplumsal beklentilerin taşıyıcıları gibi.

Masada ilk dikkatimi çeken şey, kimsenin tek bir “doğru”yu dayatmamasıydı. Bunun yerine herkes kendi penceresinden bir “çözüm taslağı” açıyordu.

Erkek karakterlerden biri, elindeki haritayı masaya yaydı. Stratejik ve çözüm odaklı bir bakışla, seçim sisteminden ekonomik modele kadar her şeyi şemalaştırmaya çalışıyordu. “Eğer şu değişkeni burada optimize edersek…” diye başlayan cümleler, adeta bir mühendis titizliği taşıyordu.

Ama aynı anda başka bir ses, daha yumuşak ama daha derin bir hatırlatma yapıyordu: “İnsanların hislerini denklemden çıkarırsak, çözüm kâğıt üzerinde kalır.”

Burada kadın karakterlerin yaklaşımı devreye giriyordu. Empatiyi merkeze alan, toplumsal hafızayı ve günlük hayatın kırılganlığını hatırlatan bir perspektif… Fakat bu sadece duygusal bir yönelim değildi; ilişkisel ağları okuyan, toplumun nabzını hisseden bir analiz biçimiydi.

Ve aslında masada kimse tek boyutlu değildi. Herkes hem hesap yapıyor hem de hissediyordu.

---

“Tarihsel Gölge: Neden Bu Masa Kuruldu?”

Bir adım geri çekildiğimde, bu masanın aslında bir günün ürünü olmadığını fark ettim. Türkiye’nin 2018 sonrası Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçişiyle birlikte artan güç yoğunlaşması tartışmaları, ekonomik dalgalanmalar ve demokratik temsil arayışı bu zemini hazırlamıştı.

Bir katılımcı, geçmiş seçim deneyimlerini anlatırken şunu söyledi:

“Biz aslında yeni bir şey icat etmiyoruz, sadece dağılmış olanı yeniden yan yana getirmeye çalışıyoruz.”

Ama başka biri buna itiraz etti:

“Yan yana gelmek yetmez, aynı ritimde yürümek gerekir.”

Bu cümle masada kısa bir sessizlik yarattı. Çünkü herkes biliyordu ki Türkiye’de siyaset, sadece ideallerin değil, aynı zamanda kırılmaların ve güven sorunlarının da alanıydı.

---

“Altı Farklı Akıl, Tek Sorun: Güven”

Masanın ortasında görünmeyen bir mesele vardı: güven.

Bir taraf teknik çözüm önerileri sunuyor, ittifak mühendisliği yapıyordu. Diğer taraf ise toplumsal bağların zayıfladığını, insanların artık sadece programlara değil, birbirlerine de inanmak istediğini söylüyordu.

Burada ilginç olan şey, erkeklerin temsil ettiği stratejik akıl ile kadınların temsil ettiği ilişkisel bakışın birbirine karşı değil, birbirini tamamlayan iki eksen gibi çalışmasıydı. Biri yönü çiziyor, diğeri o yönün toplumsal karşılığını ölçüyordu.

Bir noktada biri şu soruyu sordu:

“Birlik dediğimiz şey, aynı şeyi düşünmek mi, yoksa farklı düşünürken aynı yöne bakabilmek mi?”

Bu soru masada uzun süre havada kaldı.

---

“Toplumun Sessiz Katılımı”

Bu hikâyeyi sadece liderlerin masası gibi okumak eksik olur. Asıl masa, aslında sokaktaydı.

Bir forum katılımcısı gibi düşünün: markette fiyat etiketi okuyan bir vatandaş, iş arayan genç, emekli maaşıyla geçinmeye çalışan biri… Hepsi bu masanın görünmeyen üyeleri.

Bir kadın karakter, notlarına bakarak şunu söyledi:

“Toplumun en sessiz kesimleri konuşmuyor olabilir ama en güçlü geri bildirimi onlar veriyor: hayatta kalma biçimleriyle.”

Bir erkek karakter ise bunu tamamladı:

“Eğer bu geri bildirimi stratejik plana çeviremezsek, hiçbir model sürdürülebilir olmaz.”

İşte tam burada hikâye soyut siyasetten çıkıp somut hayata bağlanıyordu.

---

“Forum Tartışması Gibi Bir Gelecek”

Şimdi size soruyorum: Bir masa gerçekten uzlaşma üretir mi, yoksa sadece farklılıkları görünür mü kılar?

Bu altı yapının bir araya gelişi, bazıları için umut, bazıları için belirsizlikti. Ama her durumda bir şey kesindi: Türkiye’de siyasal kültür, artık tek merkezli değil, çok sesli bir denge arayışına doğru evriliyordu.

Bir katılımcı son söz olarak şunu dedi:

“Belki de önemli olan masanın büyüklüğü değil, insanların birbirini dinleyebilme kapasitesidir.”

Ve o an, hikâyenin asıl noktası netleşti: mesele sadece altı partinin adı değil, farklı düşünme biçimlerinin aynı zeminde nasıl birlikte var olabileceğiydi.

---

“Son Söz Yerine Açık Bir Kapı”

Bu hikâyeyi burada bitirmiyorum. Çünkü böyle masalar kapanmaz; sadece şekil değiştirir.

Siz olsaydınız, bu masanın hangi tarafında otururdunuz?

Ve daha önemlisi: aynı masada farklı düşünen insanların gerçekten ortak bir gelecek kurması mümkün mü?
 
Üst